RAMAZANA ULAŞIPTA CENNETİ KAZANAMAYAN
BURNU ÜZERE SÜRÜNSÜN!!!
Mübarek ramazan ayı, Allah’ın affının, rahmet ve merhametinin adeta coştuğu, sağnak sağnak yağdığı bir aydır. İçerisinde birçok fazilet barındırmaktadır. Herşeyden önce hidayet rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim bu mübarek ayda indirilmiştir. İstisnai bir ruhi olgunluk vesilesi olan oruç ibadeti, bu aya özel farz kılınmış, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, ramazan geceleri içinde lütfedilmiş, bu ayın geceleri; iftar, teravih ve sahurla bereketlendirilmiştir.
Yine çeşitli ihtiyaç ve mahrumiyetler içinde kıvranan muzdarip gönüller, en çok bu ayın gelişiyle ümit ve sevince gark olurlar. Zira zekât, sadaka ve infak gibi ibadetler, tebessümü unutmuş nice mahzun yüzleri bilhassa bu ayda sürura kavuşturmaktadır. Bu ayda yapılan her türlü ibadetin ecri. Mükafatı diğer aylarda yapılan ibadetlerden kat kat daha fazladır.Bu sebeple son nefesimizin belirsiz olduğu şu fani dünya hayatında Mevla’mızın lütfü ile ulaştığımız Ramazan-ı Şerif fırsatını en güzel bir surette değerlendirmeye gayret etmemiz gereklidir.Şayet bu fırsatı layıkıyla değerlendiremezsek vay halimize!..Bunun ne büyük bir hüsran olacağını, Ka’b bin Ucre (R.A) Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’den şöyle nakleder:
Rasulullah bizden minbere yakın oturmamızı isteyince, minberin tam önünde topluca oturduk. Bir basamak çıktı: “Âmin!” dedi, Bir basamak daha çıktı. Yine “Âmin!”dedi. Bir basamak daha çıktı yine “Âmin!” dedi. Minberden indiğinde:
-Ey Allah’ın Rasulü! Bugün biz sizden daha önce işitmediğimiz yeni bir şey işittik. Dedik. Bunun üzerine buyurdu ki:
-Minberdi iken Cebrail geldi. Bana birinci basamakta iken:
-Ramazan-ı Şerife erişip te bağışlanmayana lanet olsun(burnu üzere sürünsün!)! Dedi. Ben de “Âmin!” dedim. İkinci basamağa çıktığımda:
-Yanında senin adın söylendiği halde sana salât ve selam getirmeyene lanet olsun! Dedi. Ben de “Âmin!”dedim. Sonra üçüncü basamağa çıktığımda:
-Ana babasının yaşlılığına erişip de veya bir tekinin ihtiyarlığını görüp de, cenneti kazanamayan kişiye lanet olsun! Dedi. Ben de “Âmin!” dedim. (Hâkim, Müstedrek,4,1270)
Kişi sıcak günde oruç tutmayacak, soğuk günde oruç tutmayacak, darda tutmayacak, zorda tutmayacak ta cenneti nasıl kazanacak? Cenneti kazanmak kolay mı öyle? Ramazan bağışlanmamız, affımız ve günahlardan yunup yıkanmamız için bir fırsattır? Bu kadar fırsatların dolu olduğu Ramazan’da bağışlanmayacağız da ne zaman bağışlanacağız? Bakınız Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne buyuruyor:
“Ramazan ayına ulaşıp ta, bağışlanmamış kimseye yazıklar olsun. Kişi Ramazan’da da bağışlanmazsa peki ya ne zaman bağışlanacak?!”(İbn-i Ebi Şeybe, el-Masannef, 2/270)
AMAN DENİZE DİKKAT EDİN!
Bu senenin en çok sorulan sorularından biri de “denize girersek oruç bozulur mu” sorusudur. Fetva kolay “girebilirsiniz efendim”…Ya ötesi, dalgalar arasında yüzen veya o sakin denizde yüzen biri acaba “ağzına, burnuna su giriyor mu? Girmiyor mu?” ona baksın. İşin özü “müftüler ne kadar fetva verirse versin kalbine danış ”buyuruyor yüce Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)…Siz de kalbinize danışın.
AĞRI KESİCİ İĞNE VE İNSULİN ORUCU BOZAR MI?
Bunların hiç biri vitamin değeri taşımadığı ve aksine oruç tutmayı kolaylaştırdığı için günümüz bilginleri bozmaz diyor. Mecbur kalırsanız bu fetvadan yararlanabilirsiniz.
TERAVİH NAMAZLARI NEDEN BU KADAR HIZLI KILDIRILIYOR?
Bu soruyu soran okuyucuma şöyle cevap veresim geliyor: “Ben de bilsem neden hızlı kılındığını!!!” İşin özü namaz namaz gibi olmalı. Tadili erkâna uyulmalı. Kılan da kıldıran da, rukuyu, secdeyi ve ne okunduğunu bilmeli. İsterseniz bunu bir hikâye ile bitirelim:
Harun Reşit bir Ramazan günü Behlül Dana hazretlerine tembih etti:
-Akşam namazında camiye git, namaza gelen herkesi iftara davet et.
Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül Dane hazretleri 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Harun Reşit şaşırdı:
- Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya iftara çağır diye tembih etmedim mi? Sen o kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin!..
- Efendimiz, siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra bendeniz cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu sordum. Onu da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen demek ki yalnız bunlarmış.
Evet, kıymetli okurlarım, Allah için kaç kişimiz bunu bilebiliyoruz? Selam ve dua ile…