logo

Cennet Vatanımızın Cennet Koyulhisar’ına Ne Oldu?

Cennet Vatanımızın Cennet Koyulhisar’ına Ne Oldu?

Genel Yayın Yönetmeni Selim EFE’nin geçtiğimiz hafta kaleme aldığı yazı sonrası sosyal medya üzerinde aldığı beğeniler ve teşekkür telefonları susmak bilmedi.

1

İşte o yazı!

Cennet Vatanımızın Cennet Koyulhisar’ına Ne Oldu?

Bu söz İstanbul için hep söylendi. “İstanbul’un taşı toprağı altın” Anadolu’da görmediğimiz gerçeklerden uzak yaşadık.             Memleketim hakkında çok konuştum, çok yazdım. Yazmaya da, konuşmaya da söylemeye de devam edeceğim. Taaa ki “Ormanları dağı taşı Altın Memleketim.” Koyulhisar’ın hak ettiği eski günlerindeki gibi saygınlığını yeniden alana kadar. Taaa ki memleketimle ilgili hayallerim gerçekleşene kadar.
Memleketim insanları, memleketimizin değerini, kıymetini yeniden, gerçek anlamda anlayana kadar yazacağım. Aynı şeyleri, farklı yönleriyle de dile getirmeyi sürdüreceğim. Önceliklerim sağlık ve eğitim… Hepimizin ortak yaşadığı sorunlar yaşanan en büyük iki sıkıntı.
Bu iş “Ya olacak! Ya da olacak!” Hep birlikte istersek olur. Önceliğimiz Sağlık olsun!

Bu sözler sadece benim sözlerim değil; memleketimiz topraklarına yüzyıllardır sahiplik yapmış, savaşlarla, işgallerle, sürgünlerle, doğal afetlerle, kıtlıklarla mücadele ederek varlığını sürdürmüş, yiğit insanlarımızın, saygın insanlarımızın, engin kültürümüzün yaşam tarzıdır, ruhudur! Bu kahramanlarımızı o eski büyüklerimizi zaman zaman yazdım.

Tarihin hiçbir döneminde, Koyulhisar asla köleliği kabul etmemiş, özgür ve kendi halinde, kendi kaynaklarıyla yaşamış dedelerimizin, atalarımızın iradesidir, var oluş nedenidir! Memleketimizi işte böyle, çorak, kurak, yaşanmak istenmeyen bir hale getirenler de, yine bizleriz değiştirecek olanda bizleriz. Politikacılarımız sadece alacağımız hizmetlere destek olurlar. Katkı yaparlar.
Her şey Devlet’ten mi? Bekleyeceğiz!

Atalarımızın bizlere öğretmiş olduğu yaşadıkları tecrübelerini düşünme ve yaşama geçirme kabiliyetimizi, ne zaman, nasıl kaybettik?
Devlet vatandaşının özgür ve refah içinde yaşamasını sağlamaktır. Devlet bir denetleme organıdır.Nasıl Başardık? Bu toprakları sürerek ekerek en zor günde birlikte mücadele vererek. Bu toprakları anlatırken. Hangi akıl, hangi vicdan, onun bizim için yaptıklarını, bize sunduğu nimetleri inkâr edebilir?
Cennet Vatanımızın Cennet Koyulhisar’ına Ne Oldu?

Biz Koyulhisarlılar olarak ileriyi gören insanlarız!

“Çocuklarınızı okumaya, büyük şehirlere gönderdiniz. Vatana, millete ve memleketinize hayırlı insanlar yetişsin istediniz. Yiğitliğinizin, yüce gönüllülüğünüzün yanı sıra, geri döndüklerinde bize ve memleketimize daha çok ilim irfan getirsinler istemiştiniz.”

Giden gelmedi! Giden dönmedi! Giden, beynini, kalbini, ruhunu gittiği o büyük şehirlere demirledi. Geride bıraktıklarını, geçmişini, aslında, geleceğini hiç düşünmedi. Kendisi için kazandı, kendisi için yaşadı.

Kendisi için kazanıp, yaşarken de kurda kuşa yem oldu, anlamadı!

Kültür göçleriyle gidip, dönmeyenlerimiz sayesinde, şimdi burada kalan bir avuç insan, neredeyse kendini besleyemez hale geldi. Belki şimdi değil ama yarın bunlar yaşanılacak. Memleketim, işlenmemiş bir hazine, bir cevher olarak girişimcileri bekliyor şimdi.

Türkiye bizim vatanımızdır!

Koyulhisar’da doğup büyüdüğümüz, ana kucağımız, memleketimizdir.Her ikisine de vefa borcumuz bulunmaktadır.

Ormanlarının Akan sularının, bağının, bahçesinin, kazısının, gömüsünün kıymetini bilemedik. Toprağının altında bulunan hazinemiz var, göremedik.
Eskiden İstanbul’un taşı toprağı altın sanılırmış? Öyle miymiş? Altını kime kaldı?Memleket yine sefil kaldı…

Türkiye’nin, tamamının taşı toprağı altındır.Koyulhisar’ın Ormanlarında dağında taşında tarlalarında Altın vardır.

Aç kurtlar onun peşindedir.Yani insanımız değişime, dönüşüme uğratıldığı için, olayların farkında olmadığımız için toprağımız tarlalarımız ekinsiz kaldı. Değirmenlerimiz buğdaysız. Fırınlarımız ekmeksiz.

Yapılan nedir ki? Şimdi yollar. Yüksek beton içinde içi donatılmamış bir hastane, yarım kalmış okul inşaatları!

Peki bu mu memleketin değerini arttıracak olanlar? Hala kimler inanıyor? Siz yerelde istemediğiniz sürece kalkınmayı kalkınma hamlesini kim nasıl yapabilir.
Yalanla dolanla günü birlik konuşmalarla ekmek teknesi dönmez. Yollar, zaten yapılmış olmalıydı! Köyler birbiriyle bağlanmış, ulaşım sorunu çözülmüş, tarım ve hayvancılık gelişmiş olmalıydı! Memleketim cevizinin, üzümünün yanı sıra, kültürümüze bağlı bir üniversite sistemi gelişmiş, alt yapı sorunları tamamlanmış olmalıydı!
Koyulhisar çocuklarımıza, torunlarımıza sorunsuz bırakılmalıydı!

O halde bize çok iş düşüyor… Siyasetten ve siyasilerden bağımsız, sorumluluk sahibi bireyler olarak, memleketimize yatırım yapma zamanı geldi, geçiyor. Sorunlarıyla ilgilenme zamanı geldi ve geçiyor bile. Artık konuşma değil çözüm üretme zamanıdır.

Bir an evvel, aklımızı başımıza toplamalı, yatırımlarımızı akıllı bir şekilde yapmalıyız ki, yarın Koyulhisar’da kendi çocuklarımız torunlarımız yaşayacak.

Biz üzerimize düşeni yapmakla görevliyiz.

Selam ve Dua ile.

 

#

SENDE YORUM YAZ